İtikâf

İtikâf

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) İtikâfı Hiç İhmal Etmezdi

İtikaf, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hiç terk etmediği bir ibadettir. Medine’de her sene itikafa girmiştir. Aişe annemiz (radıyallahu anhu) Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) her Ramazan itikafa girerdi” demiştir. (Buhari)

İtikaf sözlükte, bir şeye bağlanmak, nefsi o şeye hapsetmek manalarında kullanılmıştır. İslam da itikaf ise, Allah’a ibadet etmek için, niyet edilerek, belirli şartlarla mescitte kalmaya denir. İtikafın şartları üzerinde âlimlerimiz çok uzunca konuşmuşlardır. Burada muteber olmak kaydı ile en kolay şartlara işaret edilecektir.

  1. İtikâfa niyet edilmelidir. Çünkü bu, kendisi ile Allah’a yaklaşma murat edilen bir ibadettir ve niyet olmadan sahih olmaz.
  2. İtikâf mescitte olmalıdır. İmam Kurtubi (rahimehullah), “Ümmet itikafın mescitten başka yerde sahih olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.” demiştir. Bu şart üzerinde oldukça çok ve birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır. Biz ayetin umum ifadesini gözeterek, bütün mescitlerde itikâfın meşru olacağı görüşünü benimsiyoruz.

Rabbimiz itikâfı zikrettiği ayette ise mescit kelimesini genel olarak zikretmiştir. “…Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın…” (Bakara, 187)

İmam Nevevi (rahimehullah) Mecmu’da şöyle demektedir; “Bütün mescitlerde itikaf sahihtir. Efdal –en faziletli- olan ise cemaat ile namaz kılınan mescitlerde itikafa girmektir.”

  1. İtikafa girilecek zaman: İtikafın süresi hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı âlimler çok kısa bir zaman için bile makbul olacağını söylerken, kimileri bir gündüz, kimileri bir gece, kimileri bir gece ve gündüz, kimileri on gün gibi farklı görüşler beyan etmişlerdir.

En efdal olanın, kadir gecesini de içine alması ve Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sürekli bu günlerde itikafa girmesi sebebiyle Ramazan’ın son on günü olduğu kanaatindeyiz. Ama buna güç yetiremeyenlerin ise en az bir gece ve gündüz yapmalarını tavsiye ederiz. Bu ameli terk etmiş olmamak için ise kardeşlerimize, bir saat bile itikaf olur diyen âlimlerin kavlini göz önünde bulundurarak, imkan buldukça niyet ederek mescitlerde Allah’ı zikretmek için itikafa niyet etmelerini söyleriz.

İmam Zühri şöyle dediği rivayet edilmiştir; “ İnsanların gerçekten şaşılacak bir hali var! İtikafı terk ediyorlar. Oysa ki Rasûlullah Medine’ye geldikten sonra, ölünceye kadar itikafı hiç bırakmamıştır.”

Ramazan’ın son on günü itikafa girecek kimse ise, Ramazan’ın yirminci günü akşam namazından önce itikaf yerinde olmalıdır. Ramazan’ın son günü iftardan sonra da itikaftan çıkar.

İtikâflı zaruri ihtiyaçlarını gidermek için, ihtiyaçlarını giderecek kadar mescitten çıkabilir. Eşinin ve yakınlarının onu ziyaret etmesinde bir sakınca yoktur.

  1. İtikafı bozan haller: Hiçbir ihtiyaç olmaksızın, bilerek mescitten çıkmak itikafı bozar. Cima etmek itikafı bozar. Bilerek meninin gelmesine sebep olmak.
  2. İtikafın adabı: İtikafa girecek kimse öncelikle bu ameli ile Allah’a yakınlaşmayı murat etmelidir. Yoksa yaptığı amellerden eli boş olarak döner. Sonra itikafta bolca Kur’an okumalı ve okuduklarını tefekkür etmelidir. Kendisine günlük bir zikir belirleyip bunları çekmelidir. Sabah ve akşam zikirlerini ihmal etmemelidir. Fazla yiyip içmek ve insanlarla fazla konuşmaktan kaçınmalıdır. İşlediği günahları düşünüp, Allah’a yönelmeli ve bunların affedilmesi için ısrarla ve mahcubiyetle af dilemelidir. Gecelerini kesinlikle uyuyarak değil ibadet ederek geçirmelidir. Aklına, kadir gecesinin bu son on gecede olduğunu yazmalı ve geceleri ihya etmeye azmetlidir.

Düşünelim ki Rabbimiz bizi on gün huzuruna kabul etti ve bizim ne yapacağımıza bakıyor. Allah’ım kalplerimizi zikrine aç!

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kadir Gecesini Araştırırdı

Gece Arapçada güneşin batmasıyla doğması arasındaki vakittir. Yani akşam namazı ile başlar ve sabah namazı ile biter. Kadir gecesi sözlük manasını göz önünde bulundurarak, şeref, yücelik ve azamet sahibi olan gece manasındadır.

Yüce Allah bu gecede bir sonraki senede meydana gelecek olayları takdir eder. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; “Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede –Kadir gecesinde- indirdik, gerçekten biz uyaranlarız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.” (Duhan, 3-4)

Rabbimiz Kur’an’ı kadir gecesinde indirmiştir. Bu gece kendisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Yani bu gecede yapılan ibadetler, çok daha büyük ecirler ile karşılık bulur. Peki, bu geceyi Yüce Allah’ın yanında bu derece değerli kılan şey nedir? Şüphesiz ki Kur’an’dır. Çünkü bu geceyi dile getiren bütün ayetler Kur’an’ın kendisinde indiğinden bahsetmektedir.

Rabbimiz bize bu gecede çok büyük bir fırsat vermiştir. Günahlarımızdan arınma fırsatı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır; “Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek kadir gecesini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefakun Aleyh)

Kadir gecesi kesinlikle Ramazan ayındadır. Çünkü Rabbimiz Kadir Suresinde “Biz onu –Kur’an’ı- kadir gecesinde indirdik.” buyurmaktadır. Bakara Suresinde ise “Kendisinde Kur’an’ın indirildiği Ramazan ayı…” (Bakara, 185) buyurmaktadır. İki ayeti beraber düşündüğümüzde Kadir Gecesinin Ramazan ayında olduğu ortaya çıkar. Bu durum Ebu Zer (radıyallahu anhu)’dan rivayet edilen şu hadiste de açıkça ifade edilmektedir. O Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e şöyle sormuştur. “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana Kadir gecesin Ramazan’da mı, yoksa başka aylarda mı olduğunu bildir.” Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bilakis o Ramazan ayındadır.” buyurmuştur…” (Nesai)

Kadir gecesi Ramazan’ın son on gecesindedir. Çünkü Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gecesinde arayın buyurmaktadır.” (Muttefakun Aleyh) Kadir gecesi bu son on geceden her hangi birinde olabilir. Bu son on günün tek gecelerinde olduğuna dair rivayetlerde mevcuttur. Ama Rabbimiz bizi, kendisine ibadete yöneltmek için bu geceyi net olarak bildirmemiştir. Öyleyse bizde son on geceyi daha çok ibadetle geçirmeliyiz. Aişe annemiz (radıyallahu anhu) şöyle demektedir;  Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın son on gecesi çaba sarf ettiği kadar, başka gecelerde çaba sarf etmezdi.” (Müslim)

Yine Aişe annemizden şöyle rivayet edilmiştir; “Ramazan’ın son on günü girdiğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), gecelerini –ibadetle- ihya eder, ehlini –ev ahalisini- uyandırır, çok gayret ederdi ve izarını bağlardı.” [4] (Müslim) Bu hadislerin de ifade ettiği gibi, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) son on günde kendisini her şeyle ibadete veriyor ve onu meşgul edecek bütün şeyden uzaklaşıyordu.

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) geçmiş ve gelecek bütün günahları affolunmuşken, bu kadar çalışıyor çabalıyor, peki ya biz günahkar insanlara ne oluyor. Tamam Onun gibi olamayız, ama en azında kaygısını çekmemiz gerekmez mi? Biraz canlanmamız, Allah’a yönelmemiz, af ve mağfiret dilememiz gerekmez mi?

Kadir gecesinde Aişe annemizden rivayet edilen şöyle bir dua vardır; “O “Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam ne ile dua edeyim?” diye sorduğunda Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir; “Ey Allah’ım! Muhakkak ki sen affedicisin ve affetmeyi seversin. Beni de affet!” (İbni Mace)

اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي

Kadir gecesinin hadislerde rivayet edilen birçok özelliği vardır. Bu alametlerin büyük bir kısmı gecenin sabahında ortaya çıkar. Mesela, sabahında güneş zayıf, şuasız –parıltısız- bir şekilde doğar.Gecesi saf, yıldızları belirgin, ne sıcak ne de soğuktur. O gece meleklerin sayısı, çakıl taşlarından daha fazladır. O gün şeytanların çıkmasına izin verilmez. Rahman olan Allah o gece tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.


[1] فَيُدَارِسُهُ الْقُرْآنَ bu cümle farklı şekillerde tefsir edilmiştir. 1. Cebrail (alyhisselam) okurdu o dinlerdi. 2. O okurdu Cebrail (alyhisselam) dinlerdi. 3. Beraber okurlardı. (منار القاري شرح مختصر صحيح البخاري)

[2] Allah’a hamd edip kelimeyi şehadeti söylemek.

[3] Vitir namazı ile beraber

[4] Cimadan uzaklaşmak manasında bir deyimdir.

25 Haziran, 2016 Emre Özdemir