Büyüklerimizin Ağzından Âlimlere İhtiram

Büyüklerimizin Ağzından Âlimlere İhtiram

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah (azze ve celle)’ye, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Normal birisinin gıybetini yapmak ve ona eziyet etmek ile âlim olan birisinin gıybetini yapmak ve ona eziyet etmek arasında çok fark vardır. Sıradan bir Müslümana hakaret etmekle ilim ehli birisine hakaret etmek birbirinden farklıdır. İşte Selefimizin ulemaya gösterdikleri saygı dolu ifadelerden ve ulemaya karşı dillerini kontrol etmeyen kimseler için söyledikleri sözlerden bazıları:

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat mensupları âlimlere gösterdikleri ihtiram ile Allah’a boyun eğmektedirler. (Allah’a kulluk yapmaktadırlar.) (Abdurrahman bin Sa’di)

“Yaşlı Müslümana, kendisi hakkında aşırıya kaçmayan ve ondan uzaklaşmayan Kur’an hâmiline1 ve adil hükümdara karşı saygılı olmak, Allah’a tazim etmektendir.” (Ebu Davud’da geçen sahih bir hadis)

“Bizler, kendilerinden ilim öğrendiğimiz kimselere mütevazı olmak ile emrolunduk.” (Ahmed bin Hanbel)

“Onlar şöyle diyorlardı: “Âlimin ölümü İslam’da bir gediğin açılmasıdır. Gece ve gündüz gidip gelse de o gediği hiçbir şey dolduramaz.” (Hasan el-Basri)

“Eğer bir fakih dağın başında olsaydı cemaat o olurdu” (Süfyan es-Sevri)

“Âlimlerin itibarı (şeref ve değerleri) cehennemin çukurlarından bir çukur üzerindedir”

“Kim benim veli bir kuluma düşmanlık yaparsa Ben ona harp ilan ederim” (Buhari’de geçen kudsi bir hadis)

“Şayet fakihler Allah’ın veli kulları değilse Allah’ın veli kulu yoktur.” (İmam Ebu Hanife ve İmam Şafi) Buradaki fakihlerden maksat, ilmi ile amil olan âlimlerdir. (İmam Şafi)

“Kim bir fakihe eziyet ederse Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e eziyet etmiş olur. Kim de Rasûlullah’a eziyet ederse Allah (azze ve celle)’ye eziyet etmiş olur.” (İbn-i Abbas)

“Babamı, birisiyle tartışırken hiçbir zaman sesini yükselttiğini görmedim.” (İmam Şafi’nin oğlu)

“Bir muhaddisin kendisinden daha iyi bilen birisinin huzurunda hadis aktarması uygun değildir. İbrahim ve Şa’bi yan yana geldiklerinde İbrahim hiçbir şey konuşmazdı.” (el-İ’raki)

“Kim şeyhine istihza ile “niçin” derse ebediyen iflah olmaz.” (Sa’luki)

“Âlimlere saygı sünnettendir.” (İmam Tavus)

“Seleme İbn-i Abbas’la tartışırdı. Bu sebeple birçok ilimden mahrum bırakıldı.” (İmam Zühri)

“Ben, muhaddislere Yahya bin Main’den daha saygılı kimseyi görmedim.” (İmam Buhari)

“Âlimleri sevmek, kendisiyle (Allah’a) boyun eğilen bir dindir.” (Ali bin Ebi Talib)

“Biri bana bir hadis aktarır, ben de sanki o hadisi hiç duymamışım gibi ona kulak verirdim. Hâlbuki ben o hadisi o kişi doğmadan önce işitmiştim.” (Ata bin Ebi Rabah)

1  Molla Aliyyu’l-Kari (rahimehullah) Kur’an hamilini: Kur’an okuyan, onu ez­berleyen ve tefsir eden diye açıklamıştır.

“Birçok kitap telif etti. Bu kitaplar için münazara etti. Dilini ve kalemini (âlimlere karşı) geniş tuttu. Hitabetinde âlimlere karşı edebini muhafaza etmedi. İbarelerini (âlimler) aleyhine yaydı, onlara sövdü. Ona verilen ceza da amelinin cinsinden oldu. Şöyle ki; imamlardan bir topluluk onun kitaplarından yüz çevirdi, onun kitaplarını terk ettiler, imamlar o kitaplardan nefret ettiler ve kendi vaktinde kitapları yakıldı.” (İmam Zehebi (rahimehullah) İmam İbn-i Hazm (rahimehullah) hakkında söylemiştir.)

“Biz deriz ki: “Biz imamların onurlarını çiğnemeye veya onlardan bir tanesini gözden düşürmeye veya onların kıymetlerini ve faziletini bilmemeye veya onlara hiddetlenmeye ve onlara sev­gi ve dostluğu terk etmeye sevk eden her şeyden Allah (azze ve celle)’ye sığınırız. Allah (azze ve celle)’den isteğimiz şudur ki; âlimleri sevenlerden, onlara dost olanlardan ve tabi olanların birçoklarının bilmediği âlimlerin haklarını ve faziletini bilenlerden olmayı ve bu husustaki nasibimizin en çok ve en fazla olmasını diliyoruz. -Vela Havle vela Kuvvete illabillah- İslam Dini ancak iki emirle tamam olur. Bunlardan bir tanesi, imamların faziletini, haklarını ve kadirlerini bilmek ve onları lekelemeye götürecek her şeyi terk etmektir. İkincisi, Allah-u Teâlâ için O’nun kitabı, Rasûlü, Müslümanların imamları ve Müslümanların geneli için nasihat etmek ve Allah (azze ve celle)’nin indirdiği açık delilleri ve hidayeti beyan etmektir...” (İbn-i Teymiyye rahimehullah)

“Bil ki ey kardeşim! -Allah (azze ve celle) beni de seni de rızasına muvaffak kılsın. Seni de beni de kendisine saygı duyan ve kendisinden hakkıyla korkan kullarından eylesin- âlimlerin etleri zehirlidir. Âlimleri küçük düşürenlerin üzerindeki perdeyi kaldırma hususunda Allah’ın sünneti malûmdur. Kim ki âlimleri lekelemek suretiyle dilini onlara uzatırsa, Allah (azze ve celle) o kimseye ölmeden önce kalbini öldürerek bela verir.” (İbn-i Asâkir)

Âlimleri Allah (azze ve celle) için bu kadar sevmemizin, onlara ihtiram ve itibar etmemizin en öncelikli sebebi, bunu bir ibadet olarak telakki ettiğimizden, yukarıda zikri geçen imamların be­yanatlarındaki mefhumun âlimlere karşı benliklerde oluşturduğu muhabbet duygusunun bırakmış olduğu sevgi, saygı ve hoşgörüden ve de Kur’an’ın birçok yerinde geçen;

-“...İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafın­dandır, derler. (Bu inceliği) Ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.” (Âl-i İmrân Sûresi, 7)

-“Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah’tan başka ilâh yoktur.” (Âl-i İmrân Sûresi, 18)

-“De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur’an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.” (İsra Sûresi, 107)

-“Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’an’ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.” (Hac Sûresi, 54)

-“İsrailoğulları âlimlerinin bunu bilmeleri, onlar için bir delil değil midir?” (Şu­ara Sûresi, 197)

-“Biz bu misalleri insanlar için veriyoruz. Onları da ancak ilim sahibi olanlar anlayabilir.” (Ankebut Sûresi, 43)

-“Hayır, o (Kur’an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.” (Ankebut Sûresi, 49)

-“Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur’an’ın) gerçek olduğunu bilir; onun, mutlak galip ve övgüye lâyık olan (Allah’ın) yoluna ilettiğini görürler.” (Sebe Sûresi, 6)

-“İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.” (Fatır Sûresi 28)

-“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkârcı gibi) midir? (Rasûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer Sûresi, 9)

-“Ey iman edenler! Size “Meclislerde yer açın” denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size “Kalkın” denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücadele Sûresi, 11)

-“Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: “O biraz önce ne söyledi?” İşte bunlar, Allah’ın kalplerini mühürlediği, kendi heveslerine tabi olan kimselerdir..” (Muhammed Suresi, 16)

-“Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: And olsun ki siz, Allah’ın ya­zısında (hükmedildiği gibi) yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanımıyordunuz.” (Rum Sûresi, 56)

-“Derken Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını ar­zulayanla;: “keşke Karun” a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı” dediler. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah’ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” (Kasas Sûresi, 79–80)

-“Sonra kıyamet gününde (Allah), onları rezil eder ve der ki: “Kendileri hakkın­da (Mü’minlere) düşman kesildiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: “Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir.” (Nahl Sûresi, 27)

-“Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.” (Nahl Sûresi, 43)

         Zikir ehli hakkında müfessirler “ilim ehli, Kur’an ehli, Kitap ehli” diye belirtmişlerdir.

-“Cinlerden ifrit, “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.” dedi. Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” (Neml Sûresi, 39-40) bu ve benzeri bir çok ayette ilim sahibi kişilerden bahsedilmesinin arka planında yatan hikmetlerden ötürüdür. Allah en doğrusunu bilendir.

Davamızın sonu Allah (subhanehu ve teâlâ)’ya hamd etmektir.

27 Ocak, 2016 İsmail Haliloğlu

Etiketler: saygı
  • CUM'A HUTBESİ:
    Her Cum'a
    Saat: 13:15
    Yer: Nakil Kürsüsü
    » Devamı