Çocuk Yetiştirme Üzerine Uygulama ve Düşünceler

Çocuk Yetiştirme Üzerine Uygulama ve Düşünceler

Hamd bizlere hidayet eden, dinine hizmet şerefiyle mükâfatlandıran Allah'adır.

Salât ve selam muvahhidlerin önderi Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e, ashabına ve onun yolunu takip eden mü’minlere olsun.

“Önderimiz Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çocuklarının eğitimiyle yakından ilgilenmiş, onların hayırlı bir nesil olarak yetişmesine büyük ehemmiyet vermiştir.”

Çocuğu iyi yetiştirmek için her şeyden önce çocuk yetiştirme meselesini ciddiye almak gerekiyor. Çünkü ciddiye alınmadan yapılan hiçbir işin başarıya ulaşamayacağı gibi, bir aile için en önemli mesele olan çocuk yetiştirme işi de ciddiye alınmazsa başarılı olunamaz ve istenilen sonuç da elde edilemez. Çocuk büyütmek başka, çocuk yetiştirmek ise çok daha başka bir şeydir. Çocuğu okula göndermek, yedirip içirmek, giydirip gezdirmek asla onu yetiştirmek demek değildir. Eğer böyle düşünülüyorsa bedeli ağır olur. Bu vaziyette çocuk büyütülür ama yetiştirilmez, bir şekilde yetişirse bile yetiştiren asla ailesi değildir. Bu anlayışta bir ailede işler çocuk için çok zordur. Çocuğun yetiştirilmesini sadece anneye bırakan babalar, sadece babaya bırakan anneler ya da başkalarına bırakan anne ve babalar mazeretlerinde tamamen haklı olamayacaklarını ve sorumluluktan kurtulamayacaklarını ve bunun faturasının mutlaka önlerine çıkacağını asla unutmamalıdırlar.

Aile ağacının meyvesi olan çocuğu yetiştirmek; ailenin ara sıra, akıllarına geldikçe, mecbur kaldıkça değil, sürekli hissetmesi gereken en önemli vazifelerden biridir. Çocuklarımızın bilinçaltlarına ve bilinçlerine hep iyi ve güzel şeyler verelim, İslam ahlakını aşılayalım; çünkü onlara ne verirsek karşımıza da o çıkacak.

Çocuğun yetişmesi için çevrenin ne kadar önemli olduğu iyi düşünülmeli, gerekirse bütün imkânları zorlayarak çevre değişikliğine gidilmelidir. Böyle yapılması çocuğun yetişmesinde ailenin işini kolaylaştıracaktır. Fakat çocuğu yetiştiren sadece çevre ve okul değildir. Çocuğu yetiştirme meselesi çok iyi bir ortam tanımına uygun olsa da sadece çevreye ve okula bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur.

Çevremde gözlediğim kadarıyla ahlak bakımından zayıf, yaramaz çocukların annelerinin söylemleri “Çocuğumun olumsuz, yaramaz yönlerini görmezden geliyorum, nasıl olsa okula gidince düzelir, öğretmen korkutup ceza vererek terbiye eder” şeklinde oluyor! Fakat şunu çok iyi bilmek gerekir; her yerde ve durumda çocukların ahlaki eğitim ve terbiyesinden birinci derecede anne ve baba sorumludur.

“Hiç bir anne-baba iyi bir eğitimden, iyi bir ahlaktan daha değerli miras bırakmaz.”

“Hiç bir anne-baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”

Çocuklarda gözlenen, var olan bir problem ve hata önce annede, sonra babada, varsa abla, ağabey sırasıyla yakın temas hâlindeki kişilerde, en son çocukta aranmalıdır. Çünkü hatayı önce çocukta aramaya kalkışmak hem yanlış hem de kolaylığa kaçmak olur. Problemi çözmeden üzerini örtmek ileride problemlerin aşılmaz hâle gelmesine sebep olur. Kısacası çocuğun hata ve problemlerini önce kendimizde aramamız gerekir.

Çocuğu Yetiştirmek İçin Yapabildiğin Kadar Önce Kendini Yetiştir

Bir çiçeği bile yetiştirmek için o işin inceliklerini bilmek gerekirken, yaratılmışların en kıymetlisi olan insanı eğitip yetiştirmek için de o işin inceliklerini bilmek gerekmez mi? Demek ki iş önce yetiştirecek olanla başlıyor. Bilmezsen ne vereceksin, nasıl yardımcı olacaksın, nasıl yönlendireceksin? Kendimizi yetiştirme konusunda mazeretlerin arkasına saklanmayalım. Bunun için gerekirse kitaplardan faydalanmaya çalışalım veya nerede doğru, nerede yanlış davranışlarda bulunduğumuzun tespitine çalışmalı, gerekirse bunun için ehil olan insanlardan profesyonel yardım almalı ve çözümler üretmeye çalışmalıyız.

En Güzel Eğitim Metodu

En güzel eğitim metodu, güzel örnek olmaktır. Güzel örnekler çocuğun duygu ve davranışlarına sağlıklı bir disiplin getirir. ‘Henüz küçük’ diyerek ahlaki eğitim konusunda ihmalkârlık göstermeyelim, ‘büyüyünce nasıl olsa düzelir’ diye yanlış davranışlarını görmezden gelmeyelim. Asıl olan, çocukla daha yaşına girmeden iletişim içinde olmaktır. Bunun neticesinde bilinçaltına bir şeyler yerleştirmiş oluruz. Benim çocuklarımla iletişim metodum ilk altı aylıkken başlamış ve Allah’ın izniyle çok iyi sonuçlar almışımdır. Elhamdülillah.

“Küçükken öğretilen, taç üzerine yazılan yazı gibidir.

Biraz daha büyüyünce öğretilen, kâğıt üzerine yazılan yazı gibidir.

Biraz daha büyüyünce öğretilen, kum üzerine yazılan yazı gibidir.”

İlk Yaşlarda Verilen Eğitimin Önemi

Bizler Kur'an-ı Kerim’i ve sahih Sünneti öğrenmeyi, yaşamayı ve anlatmayı dert edinen, samimi ve şuurlu bir Müslüman olmaya çalışarak, çocuğumuza örnek olmaz isek, ona bu noktalarda zaman ayırarak eğitmeye çalışmazsak, onun eğiticisi televizyon, internet, sokaklar ve olumsuz arkadaşlar olacaktır. Küçük yaştaki çocuk boş bir CD gibidir. Çevresinde ne görürse, ne duyarsa, ne algılarsa hemen onu kaydedecektir. Onu biz doldurmazsak emin olun onu başkalarının dolduracağı kesindir.

Biz Müslümanların da tevhid içerikli ayet ve hadisleri çocuklarımıza öğretmesi, bunların ne anlama geldiği hakkında onlara bilgi vererek sağlam bir İslam akidesi ve ahlakının temellerini atması gerekmektedir, Allah'ın izniyle...

Çocuklarımızla doğru iletişim içinde olup onlarla bol bol konuşmalar yapmalı, onlara özel olduklarını hissettirip güven vermeliyiz. Çocuklarımız iyi bir aile ortamında yetişirse ümmete de faydalı birer evlat olurlar İnşaAllah.

Çocuğa Saygı

Saygı! Ama gerçekte ciddiye almadığımız hâlde saygı gösteriyormuş gibi yaparak değil, gerçekten saygı göstermeliyiz. Yoksa çocuk nasıl yetişecek?

“Çocuklarınızla her ne olursa olsun, kesinlikle alay etmeyin ve onları başkalarının yanında küçük düşürmeyin. Gerekirse uygun olmayan davranışlarını onlara ima etmek için şifreli kelimeler kullanabilirsiniz.”

Yerine göre herhangi bir meselede onların tek tek fikirlerini sormalı, onları istişarelere dâhil etmeli, bir düşünce hakkında görüşlerini dinlemeli, kendi fikrimiz hakkında değerlendirmelerini almalıyız. Onları götürebileceğimiz misafirliklere, ziyaretleşmelere götürmeli, onlara sohbet toplantılarımızda yer vermeli, yakın ilgi göstermeli ve bu sohbetlerden edindikleri bilgileri memnuniyet ve ciddiyetle dinlemeliyiz.

Çocuğunuzla yeterince ciddi olarak ilgilenmeyip, onun yanında başkalarına, "şuna bir şeyler anlatsana" demeye kalkarsanız o çocuğa hakikatte hiçbir şey anlatamamış ve kişiliğine de ciddi zararlar vermiş olursunuz. Çocuklarınızla herkesten önce sizler ilgileneceksiniz.

“Vaktimiz Yok” Diyenlere

Anne babalar genelde işleri meşguliyetleri sebebiyle çocuklarıyla ilgilenmek için vakit bulamadıklarından şikâyet ederler. Fakat kullanılan zamanın şöyle hafiften bir değerlendirilmesi yapılsa, çoğu zaman bunun vakit yokluğundan değil de vakti daha az önemli şeylere harcamaktan ve programsızlıktan kaynaklanan vakit israfından olduğu ortaya çıkar.

İş ve meşguliyetlerimize ayırdığımız zamanın hiç olmazsa bir kısmını çocuklarımıza ayırmalıyız. Anne, işlerine ve başka şeylere kendini gereğinden fazla kaptırmamalı, çocuğuna verebileceği her şeyi vermeye çalışmalı, onunla yeteri kadar ilgilenmeli, baba da aynı şekilde davranarak günlük en az 15’er dakikalık yapılacak kısa etkinliklerle (kitap okuma, bilgi yarışması vb.) hep birlikte vakit geçirmelidir. Sevgi, ilgi, bilgi, beceri eğitimleriyle ortaya ne güzel çocuklar çıkar Allah'ın izniyle.

“İnsanların hayatını doğru, dürüst ve verimli yaşamaktan engelleyen şey zaman yokluğu değil, zaman israfıdır. Ahh, zamanın bir dili olsa da konuşsa!”

Bir de şunu unutmayalım: Çocuklarımıza (zamanında) ayırmadığımız o kısa vakitler, iş işten geçme raddelerine geldikten, belki de geçtikten sonra yerini çok daha uzun vakitlere bırakacaktır. Ama o zamanda alacağımız verim ne kadar sağlıklı olur, bilinmez!

Cennet gençlerinin efendilerinin babası ne güzel söylemişler:

“Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın,

15 yaşına kadar arkadaş olun,

15 yaşından sonra istişare edin.”

ÇOCUĞA VERİLMESİ GEREKEN DEĞERLER

Sevgi, Saygı, Merhamet ve Yardımseverlik Duyguları

Çocuklarımızı sevgi ve saygı dolu insanlar olarak yetiştirmek istiyorsak; çocuğumuz bizde, yalnız kendilerine karşı değil, başka insanlara karşı da o iyi niyeti, sevgi ve saygı dolu insanı görmeli, bizi kendisine örnek almalı. Onları böyle bir atmosfer içinde yetiştirmeliyiz.

Farkında olsak da olmasak da çocuklarımız tarafından örnek alındığımızı bilmeliyiz. Çocuklarımız bizleri oturmamızla, kalkmamızla, hâl-hareket ve tavırlarımızla rol model olarak bilinçaltlarına yerleştirebiliyorlar. Eğer bu konularda dikkatli olmaz isek neticesinde karşılaşacağımız fatura ağır olabilir.

Unutulmamalıdır, anne-baba çocuklarının aynasıdır.

Saygı konusuna gelince; çocuklarımıza saygıyı fazlasıyla anlatıp onlara saygının ne kadar önemli olduğunu kavramaları için yardımcı olmalıyız. İnsan şüphesiz ki herkesi sevmeyebilir ama herkese şeriatımızın belirttiği ölçülerde saygı göstermelidir. Eğer bizler saygı kelimesinin açılımını ve gerekliliklerini uygun ve anlaşılır bir şekilde anlatırsak, başkalarına saygılı, insanların zaaflarıyla alay etmeyen çocuklar yetiştirmiş oluruz inşaAllah.

Saygı birçok olumsuzlukları kapatır, saygısızlık da birçok meziyeti kaybeder, örter.

İnsan ilişkilerinde "küçük görünen büyük şeyler" diye bir tabir vardır. Bazen küçük bir iyilik, küçük bir jest yaparsınız ama bu karşınızdakini o kadar çok sevindirir ki siz de şaşırır kalırsınız. Sizin küçük olarak gördüğünüz şey, aslında karşı tarafa göstermiş olduğunuz merhametinizdir. Çocuklarımıza karşı merhametli olalım. Maalesef yaşadığımız toplumda ebeveynlerin çocuklar üzerindeki otoriter, despot tutumlarından dolayı merhamet duygusuyla tanıştırılmamış çocukların var olduğu aşikârdır.

Çevremdeki bazı annelerden duyduğum ve oldukça rahatsız olduğum bir söylem var ki "çocuğun çocuğa hiç merhameti yok" Subhanallah!

Acaba çocuğun mu merhameti yok yoksa o çocuğa merhamet duygusunu yerleştirmemiş anne babanın mı? Eğer sen örnek model olarak çocuğa merhameti ve merhametli olmayı sunamazsan, çocuktan da merhamet bekleyemezsin. Böyle bir beklenti içine girmek, egoyu tatmin etmekten başka bir şey değildir.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) büyük bir ordunun başında Mekke'ye doğru ilerlerken yolları üzerinde yeni doğmuş, yavrularını emziren bir köpek görür. Derhal sahabelerden birini çağırır ve süt emen hayvanların önünde durarak onları atlardan korumasını ister. Emir yerine getirilir ve ordunun yolu biraz kaydırılır.

Bir kedinin, bir köpeğin, bir kuşun rahatını, keyfini bozmamak için yolunu değiştirmek. Bu incelik bize ne kadar da uzak değil mi?

Bu inceliği çocuklara vermek, göstermek gerekiyor. Tabi eğer onların gerçek anlamda ince ruhlu, sevgi dolu, saygılı, ahlaklı, merhametli, yardımsever olmasını istiyorsak...

Çocuklarınızı daha küçük yaştan yardım etmeye, hediyeleşmeye teşvik edin, alıştırın. Onlara sürpriz hediyeler alarak örnek olunuz. Birine para verip diğerine hediye almasını teşvik edin; öbürüne para verip, aynı şekilde hediye almasını teşvik edin. Yardım yapmaları için küçük küçük paralar verin ya da eksik olan paralarının üstünü tamamlayın. Bunun zevkini yaşadıktan sonra siz para vermeden de onlar yardıma ve hediyeleşmeye devam edecekler, o değerli güzel vasıfları ömür boyu devam ettireceklerdir. Onlara fedakârlığı da öğretin; başkalarına yardımcı olma arzusu taşımanın ancak dürüst, merhametli ve güzel ahlak sahibi insanlara mahsus bir özellik olduğunu çocuklarınıza vurgulayın.

“Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usûllerimizi göster, tevbelerimizi kabul et! Zira tevbeleri kabul eden, çok merhametli olan ancak Sensin.”

Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah (azze ve celle)’ye hamd etmektir.

28 Ocak, 2016 Sare ATEKİN

Etiketler: çocuk
  • CUM'A HUTBESİ:
    Her Cum'a
    Saat: 13:15
    Yer: Nakil Kürsüsü
    » Devamı