Kıyamet Alametleri -04-

Kıyamet Alametleri -04-

MESİH DECCAL

Kıyametin büyük ve önemli alametlerinden biride Deccal’ın gelişidir. Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Üç şey çıkarsa, daha önce iman etmemiş yada imandan sonra hayır kazanmamış kimsenin imanı fayda vermeyecektir: Güneşin batıdan çıkışı, Deccal ve Debbatül arz (Yer Hayvanı)” (Müslim)

Deccal’ın kelime manası, hakkı örten anlamına gelir. Deccal’ın önemli bir sıfatı hakkı gizleyip batıla davet etmesi sebebiyle ona Deccal denmiştir.

Deccal’ı tanımak bizim için önem arz eder. Deccal o kadar önemli bir mevzudur ki önemini Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in her namazın akabinde yaptığı duasından anlıyoruz.

Aişe validemiz (radıyallahu anha) dedi ki: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazında şu duada bulunurdu: Allah’ım! Kabir azabından, Mesih Deccal’ın fitnesinden, ölü ve dirilerin fitnesinden sana sığınırım. Allah’ım günah işlemekten ve ödeyemeyeceğim borçtan sana sığınırım.” (Buhari ve Müslim)

Hatta Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) namazlarda ondan Allah’a sığınmamızı emretmiştir: “Sizden biri tahiyyata oturdumu teşehhüdte dört şeyden Allah’a sığınsın. Şöyle desin: Allah’ım cehennem azabından, kabir azabından, ölü ve dirilerin fitnesinden ve Mesih Deccal’ın fitnesinden sana sığınırım.” (Müslim)

Mesih Deccal’ın fitnesi bu kadar büyük olmasaydı bu emir gelirmiydi?! Her gelen peygamber ümmetini Deccal’ın fitnesinden sakındırmıştır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Her gönderilen peygamber, ümmetini bir gözü kör olan o yalancıdan sakındırmıştır.” (Buhari)

Sıfatları: Şekli ile ilgili olarak gelen hadislerde, onun bir gözünün etle kaplı olacağı, diğer gözünün üzüm tanesi gibi pörtlek olacağı, koca cüsseli, kısa boylu, kıvırcık saçlı ve alnında “Kâfir” yazısı olacağı nakledilir.

Deccal nerede?: Şu anda doğu tarafında bir adada yaşamaktadır: Şa'bî'nin, Fatıma Bintu Kays (radıyallahu anha)'dan nakline göre Fatıma şöyle anlatmıştır: "Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki "Temîmu'd-Dari Hıristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve Müslüman oldu. O, benim Mesih Deccal'den anlattığıma uygun olan bir rivayette bulundu. Bana anlattığına göre, Temim, bir gemiye binip denize açılmıştır. Yanında Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kişi vardı. (Hava şartları iyi olmadığı için) onlarla denizin dalgaları bir ay kadar oynadı. Sonunda güneşin battığı esnada denizde bir adaya yanaştılar. Geminin kayıklarına binerek adaya çıktılar. Derken karşılarına çok tüylü kıllı bir hayvan çıktı. Bunlar, tüylerinin çokluğundan hayvanın baş tarafı neresi, arka tarafı neresi anlayamadılar. (Şaşkın şaşkın):

"Sen necisin, neyin nesisin?" dediler. O cevap verdi:

"Ben cessâseyim!"

"Cessâse nedir?" denildi.

"Ey cemaat! Şu manastıra kadar gelin! İçinde bir adam var, o sizin haberinize müştaktır!" dedi. O, böylece bir adamdan söz edince, biz onun bir şeytan olmasından korktuk. Hemen koşarak manastıra girdik. İçeride bir adam vardı; yaratılış olarak gördüklerimizin en irisiydi ve elleri boynuna, dizlerinden topuklarına demirle sıkı şekilde bağlanmıştı.

"Vah sana! Kimsin sen?"

"Benim haberimi alabilmişsiniz. Şimdi siz kimsiniz, bana söyleyin!" dedi. Arkadaşlarım:

"Biz bir grup Arabız. Bir gemideydik, denizin coşkun bir anına rastladık. Dalgalar bizi bir ay oynatıp oyaladı. Sonra şu adaya yaklaştık, sandallara binip adaya çıktık. Tüylü ve çok kıllı bir hayvanla karşılaştık. Tüyünün çokluğundan başı ne taraf, arkası ne taraf anlayamadık. "Vah sana, nesin sen?" dedik.

"Ben cessâseyim!" dedi. Biz: "Cessâse de ne?" dedik.

"Manastırdaki şu adama gelin, o sizin haberinize pek müştaktır!" dedi. Biz de koşarak sana geldik. Biz onun bir şeytan olmadığından emin olmadığımız için korktuk" dedik. Adam:

"Bana Beysan hurmalığından haber verin!" dedi. Biz:

"Onun neyinden haber soruyorsun?" dedik.

"Ben onun ağacından soruyorum, meyve veriyor mu?" dedi.

"Evet!" dedik.

"Öyleyse meyve vermeme zamanı yakındır!" dedi.

"Bana Taberiya gölünden haber verin!" dedi.

"Onun nesinden haber istiyorsun?" dedik.

"Ben onun suyunu soruyorum, suyu var mı?" dedi.

"Evet!" dedik.

"Onun suyunun çekilmesi yakındır!" dedi.

"Bana Zuğer gözesinden haber verin!" dedi.

"Sen onun neyinden haber istiyorsun?" dedik.

"Gözede su var mıdır? Orada su var mıdır?" dedi.

"Evet, onun çok suyu vardır! Sahipleri onun suyu ile ziraat yapıyorlar!" dedik.

"Onun suyunun kuruması yakındır!" dedi.

"Ümmilerin peygamberlerinden bana haber verin. O ne yaptı?" dedi.

"O Mekke'den çıkıp Yesrib'e (Medine'ye) yerleşti" dedik.

"Araplar O'nunla savaştımı?" dedi. Biz:

"Evet!" dedik.

"Onlara karşı ne yaptı?" dedi. Biz de, (onu ezmek için) peşine düşen Araplara galebe çaldığını, Arapların kendisine itaat ettiklerini haber verdik. (O da bize):

"Bu, onların itaat etmeleri, kendileri için daha hayırlıdır. Ben şimdi size kendimi tanıtayım: Ben Mesih Deccal'im. Çıkış için bana izin verilme zamanı yakındır. O zaman çıkıp yeryüzünde dolaşacağım. Kırk gün içinde uğramadığım karye (köy) kalmayacak. Mekke ile Taybe (Medine) hariç. Bu iki şehir bana haramdır. Onlardan birine her ne vakit girmek istersem, elinde yalın kılıç bir melek beni karşılar, benim oraya girmeme mani olur. Onların her bir geçidinde bir melek vardır, onları korur!" dedi." Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çubuğuyla minbere dürterek:

"Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Ben bunu size anlattım değil mi?" buyurdular. Halk da: "Evet!" diye karşılık verdi. Bunun üzerine (aleyhissalâtu vesselâm) "Temîmi'd-Dâri'nin rivayetinin benim size ondan (Mesih Deccal'dan) Mekke ve Medine'den anlattığıma muvafık düşmesi hoşuma gitti. Bilesiniz o Şam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayır doğu tarafındadır. Evet o doğu tarafında zuhur edecektir. O doğu tarafından zuhur edecektir!" buyurdu ve eliyle doğu tarafına işaret etti." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)

Çıkış zamanı: Çıkış vakti ile ilgili olarak Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Amak ve Dabık’a (Şam diyarında iki bölge) Rumlar girmedikçe kıyamet kopmaz. Onlara o günün en hayırlı ordusu Medine’den çıkar. İki ordu savaşmak üzere saf bağlayınca Rumlar derler ki: “Bizimle savaşan o gurubu başbaşa bırakın ve siz karışmayın.”

Müslümanlar: “Hayır, vallahi kardeşlerimizi size bırakmayacağız” derler. Savaş başlar, Müslümanların üçte biri hezimete uğrar, Allah onların tevbelerini asla kabul etmez. Diğer üçte biri öldürülür. Onlar Allah katında yeryüzünün en hayırlı şehitleridirler. Geri kalan üçte biri fitneye düşmeden fetih gerçekleştirirler. Kostantiniyye’yi (İstanbul) fethederler. Kılıçlarını zeytinliklere asmış ganimetleri bölüşürken, Şeytan seslenir: Mesih Deccal ehlinizin arasına girmiştir. Geriye dönerler ve bu haberin batıl olduğunu görürler. Şam’a ulaştıklarında Deccal’ın çıktığını görürler. Savaş için hazırlığa girip namaz için safları düzenlerken Meryem oğlu İsa (aleyhisselam) iner. Onlara komutan olur. Allah düşmanı (Deccal), onu görünce tuzun suda eridiği gibi erimeye başlar. Onu bıraksa helak olana kadar erir. Ama Allah onu (İsa aleyhisselam) eliyle öldürür. Mızrağının ucunda kanını gösterir.” (Müslim)

Kalacağı süre: Deccal, Yahudi asıllı olup çıktıktan sonra memleket memleket gezecek ve insanlara kendisinin ilah olduğunu söyleyecek, ve insanların kendisine tabi olmalarını emredecektir. İran’ın Asfahan memleketinden 70.000 Yahudi ona tabi olacaktır. Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bildirdiğine göre yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Onun bir günü bir yıl, bir günü bir ay, bir günü bir hafta ve diğer günleri bizim günlerimiz gibi olacaktır. Kısacası toplam kalacağı süre: Ondört buçuk aydır. Bu süre zarfında yeryüzünde fesad yayacaktır.

Bizim için tehlikesi nedir?: Nasıl ki şeytan ademoğlu için tehlike arzedip bir çok insanın şirke bulaşmasına sebep olduysa, Deccal’de insanlık için büyük tehlike arzeder.

Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadiste Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Allah-u Teala cenneti yarattığı zaman Cebrail’e; “Git cennete ve cennetliklere hazırladığım şeylere bak!” dedi. Gidip gördü, dönünce dedi ki: “İzzet ve yüceliğine and olsun, onu her duyan kişi muhakkak ona girmek isteyecektir.” Sonra Allah, cennete kişinin hoşuna gitmeyecek şeylerle kaplanmasını emretti. Cebrail’e git bir daha bak buyurdu. Görüp geri gelince dedi ki: “İzzetine ve yüceliğine yemin olsun ki kerih şeylerle kaplandığı için korkarım kimse ona girmeyecektir.”

Allah cehennemi yaratınca Cebrail’e dedi ki: “Git cehenneme ve cehennemliklere hazırladığım şeylere bak!” Gidip bakıp döndükten sonra dedi ki: “İzzetine ve yüceliğine yemin olsun ki onu kim duyarsa, ona girmeyecektir.” Sonra Allah, ateşe şehvetlerle kaplanmasını emretti. Sonra Cebrail’e git bak buyurdu. Gidip baktıktan sonra dedi ki: “İzzetine ve yüceliğine yemin olsun ki korkarım ondan kimse kurtulmayacaktır!” (Ebu Davud, Tirmizi)

İnsanoğluna şehvetler, kadınlar, çocuk, mal ve dünya lezzetleri süslü gösterilmiştir. Şeytan bu kapıdan girerek bir çok insanı saptırmıştır. Ancak ihaslı ve müttaki kullar müstesnadır.

İmam Ahmed’in rivayet ettiği hadiste şöyle geçer: “Şeytan ademoğlunun bütün yollarına oturur. İslam yolunda oturur ve derki: Sen babalarının ve atalarının dinini bırakıp Müslüman mı olacaksın?! Ona isyan eder ve Müslüman olur. Sonra hicret yolunda oturur ve der ki: Sen toprağını yerini göğünü terk edip hicret mi edeceksin?! Ona isyan eder ve hicret eder. Sonra cihad yolunda oturur ve derki: Cihada gidersen öldürülürsün, eşinle evlenirler, malını dağıtırlar ve çoluk çocuğun zayi olur! Ona isyan eder ve cihada gider.”

İşte Deccal’ın durumu da bu şekildedir. İnsanların maddi yönden eksik ve muhtaç yaşadıkları bir zamanda gelecektir.

 Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “İnsanlar, dünyalık eksikliği yaşadıkları, dini yönden hafif oldukları ve aralarının kötü olduğu bir zamanda Deccal gelecektir." (Hâkim)

İnsanların maddi yönden muhtaç oldukları açlık çektikleri ve aç köpeklerin kemiklere saldırdıkları gibi dünyaya saldırdıkları bir zamanda, insanların bu kritik durumlarını koz edinen Deccal, bir dağ ekmek ve bir dağ pişmiş etle gelecektir. Bir dağ dolusu altını olacaktır. Girdiği köyde yağmur sıkıntısı varsa gök yüzüne emredecek, yağmur yağdıracaktır. Yer yüzüne emredecek toprak mahsülünü verecektir.

Onu barındıran köyde bolluk, genişlik ve zenginlik yaşanırken barındırmayan köyde kıtlık, açlık ve sefalet baş gösterecek.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Deccal çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düşmeyi kabul etsin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur." (Buhârî, Müslim)

Ona iman etmeyeni ateşine atacaktır. Başka bir hadiste şöyle buyurur:

"Deccal, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kılınmış olarak çıkacak. Derken (Medine civarındaki) bazı ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanların en hayırlısı olan -veya en hayırlılarından bir kimse onun karşısına çıkar ve: "Sen Rasûlullah (aleyhissalâtu ve sselâm)'ın bize haber verdiği Deccal'sin!" der. Deccâl de (kendi adamlarına): “Ben şunu öldürüp sonra da diriltsem ne dersiniz? Bu işte bu şüpheye düşer misiniz?” der. Oradakiler: "Hayır!" derler. Deccal onu öldürür ve sonra diriltir. Dirilttiği zaman adam: "Allah'a yemin olsun. Senin hakkında hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamıştım!" der. Deccal onu tekrar öldüreyim mi diyerek öldürmek isteyecek, fakat musallat edilmeyecek." (Buharî, Müslim)

Deccal, insanlara imtihan vesilesi olacaktır. Ya beni Rab kabul eder ve benim safımda yer alırsınız böylece dünyanın hazinelerini üzerinize saçacağım yada bana karşı olur İsa (aleyhisselam) ve Müslümanlarla beraber olursunuz böylece bize düşman olursunuz. Bende size azap edeceğim diyerek yeryüzünde dolaşmaya başlar.

Tıpkı Amerika başkanı Bush’un dediği gibi; “Ya bizimle beraber olursunuz. Yada teröristlerle beraber olursunuz.” Münafıklar ve fasıklar nasıl da koşarak Amerika’dan yana oldularsa, Münafıklar ve fasıklarda koşarak Deccal’ın safına geçeceklerdir.

Sizce Deccal’in bu hasletlere sahip olması tehlike arzetmezmi? Bu gün münafıklar 100 $ karşılığında mücahidi bombalattırıyorlar yada yakalattırıyorlar. Yada 100 $ karşılığında Amerika’ya ve yandaşlarına polislik ve askerlik yapan bu hain grup o gün Deccal’ın askeri olmayacakmı? Suyun üzerindeki çer çöp haline gelmiş ve önce dünya sonra ahiret diyen bu Müslüman kitlesi o gün Deccal’a ve olağanüstü hallerine karşı ne kadar direnebilir?!.

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Gecenin zifiri karanlığı gibi her tarafı kaplayan fitneler gelmeden önce salih amellerde acele ediniz. O gün adam mü’min olarak sabahlar kâfir olarak akşamlar. Mü’min olarak akşamlar kâfir olarak sabahlar ve dinini az bir dünyalık karşılığında satar.” (Müslim)

Deccal’dan korunma yolu: Nasıl ki şeytandan ve fitnelerinden ancak ihlaslı ve müttaki kullar sakınabiliyorsa ve Kur’an’ı Kerim okunduğunda şeytan siniyorsa, Deccal’ın fitnesinden ancak ihlaslı ve müttaki kullar kurtulacaktır. Birde ek olarak peygamberimizin beyanına göre Kehf suresinin başını okursa (yani ilk on ayetini) onun fitnesinden emin olur.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

25 Haziran, 2014 Musa Hoca

Etiketler: deccal, büyük alamet