Allah İçin Kardeşlik

Allah İçin Kardeşlik

Allah’ın adı ile. Hamd yalnızca Allah’a aittir. Salât ve selam kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olan Muhammed’e olsun.

Bundan sonra;

Değerli Kardeşim, günümüzde korkmamız gereken en önemli hususlardan bir tanesi; Kardeşliği ile huzur bulacağımız, sıkıntı anında sığınacağımız bir kardeşin olmamasıdır. Nitekim günümüzde Allah (azze ve celle)’nin rahmet ettikleri müstesna sadık olan kardeş sayısı ne kadar da azdır.

İman ile nurlanmış kalplerin üzüleceği bir yazı okudum geçenlerde. Sevgisinin sebebi dünya olan insanlar hakkında doğru bir sözdü. İbnul Cevzi şöyle söylüyor; “İnsanların geneli artık birbirini tanıyorlar. Zahirde hepsinde bir arkadaş, bir dost görünümü var. Ancak insanlar arasında ki saf kardeşlik, arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolmuş.” Bu sözlerinden sonra insanlar arasındaki samimi duyguların neden yok olduğuna değiniyor Allah kendisine rahmet etsin; “Kardeşlik müessesindeki samimiyetin kaybolmasının sebebi ise şudur; Selefin bütün amellerinde olduğu gibi kardeşlikte ve insanlarla olan muamelerinde de maksatları ahiret hayatını kazanmak olduğu için samimiyeti buldular. Fakat asrımızda, dünya sevgisi kalplere hakim oldu ve insanlar artık muamelatlarında sadece dünyevi maslahatlar gözettiği için samimiyet kayboldu.”

İyi bak kardeşim! Allah sana rahmet etsin. Altıncı yüzyılda yaşayan bir âlimin şu sözlerine iyi bak. O, kendi asrında ki Müslümanların arasındaki kardeşliğin neden zayi olduğunu anlatıyor. Peki, bizim durumumuz nicedir?

Vallahi! O asır ile bizim asrımız arasındaki fark onların önde gelenlerden olmaları hasebiyle daha faziletli olmaları ve kıyametin ve alametlerinin bize onlardan daha yakın olmasıdır. Ancak Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ümmetinde hayır kıyamete kadar asla zail olmayacaktır.

Tüm kalbimiz ile öyle olmamasını temenni etsek de hâlimiz İbnul Cevzi (rahimehullah)’ın dediği gibidir. Bizler nezaket ve tebessümden ileri gitmeyen sıcaklığımızı kardeşlik zannederek kardeşlik nimetinden mahrum kaldık. Kardeşlikteki samimiyetin aramızda yok olmasının en büyük sebebi, kardeşliğin hakikatinden cahil olmamızdı. Bu yüzden ben siz değerli kardeşlerime selefi salihinin bu konuya ışık tutan bazı nasılarını zikredeceğim. Gerçekten de insan bu büyük şahsiyetlerin halini tefekkür ettiği zaman, onların kardeşlik müessesindeki samimiyetleri karşısında şaşkınlığa ve dehşete kapılıyor. Haydi kardeşim! Allah sana rahmet etsin! Bak ve bu değerli şahsiyetlerin kardeşliğin hakikatlerini nasıl anladıklarını ve bu konuda ne kadar samimi olduklarını biraz tefekkür et.

Müminlerin Emiri Ömer bin Hattab şöyle söylüyor; “Eğer ki Allah (azze ve celle) size bir Müslümanın sevgisini ikram ederse ona sımsıkı sarılın!” Allah Ömer bin Hattab’dan razı olsun. O, bazı geceler bir kardeşini hatırlar namazını kıldıktan sonra ona gider ve ona sarılır öperdi. O, Ebu Bekir’in başını öper ve şöyle söylerdi“Anam babam sana feda olsun! Vallahi sen olmasaydın helak olacaktık.” O, Şam diyarına geldiğinde, Ebu Ubeyde bin Cerrah onu hasta haliyle karşıladı. Ömer (radıyallahu anhu) Ebu Ubeyde’ye sarıldı ve ağlamaya başladılar. Allah senden razı olsun Ey Müminlerin Emiri!

İbnu Hibban şöyle anlatıyor; “İbnu Mes’ud arkadaşlarının arasına çıktığı zaman şöyle derdi; “Sizi gördüğüm zaman gözyaşlarımı tutamıyorum.”

Ali bin Ebi Talib’den şöyle rivayet edilir; “Ali (radıyallahu anhu)’nun çok sık giydiği bir elbisesi varmış. Kendisine bu elbise sorulduğunda şöyle cevap verirmiş; “Bu elbiseyi bana dostum Ömer bin Hattab hediye etti. Vallahi Ömer Allah’a karşı samimi oldu, Allah’da ona karşı.”

Sahabiden olan Hakim bin Hazzam ve Abdullah bin Zübeyr birbirlerini çok severlerdi. Abdullah bin Zübeyr şehit olunca Hakim etrafındakilere sordu;

-“Abdullah’ın ne kadar borcu vardı?” etrafındakiler;

-“İki bin dinar borcu vardı.” Dediklerinde hakim şöyle dedi;

-“Bin dinarını bana yazın onu ben karşılayacağım.”

Hasan el-Basri yatarken arkadaşlarından bir tanesi onun yanına geldi. Onun yattığını fark edince sessizce yanına yaklaştı ve başının yanında duran kabın içerisindeki elmayı alıp Hasan el-Basri’nin başının ucunda yemeye başladı. Bunu fark eden Hasan el-Basri şöyle dedi; “Allah sana rahmet etsin. Vallahi bu yaptığın seçkinlerin yapacağı şeydir.”

Ebu Hulde şöyle anlatıyor; “Ben ve Abdullah bin Avn, İbnu Sirin’in yanına geldik. İbnu Sirin bizi buyur ettikten sonra şöyle söyledi; “Vallahi sizi nasıl ağırlayacağımı bilmiyorum. Sizin ikinizin de evinde ekmek ve et bulunur. Ama ben size evinizde olmayan bir şey ikram edeceğim.” Sonra bize henüz peteğinde olan taze arı balı ikram etti.”

Muhammed bin Vasi’ bir gün etrafındakilere şöyle söyledi; Midelerinin kölesi olmuş insanların kardeş gibi davranmalarında ve dostça söyleşilerinde bir hayır yoktur. Çünkü onlar, sadece istediklerini elde etmek için sizi ahiretten alıkoyarlar.”

Osman bin Hakim el-Evdi şöyle dedi; “Din bakımından senden daha faziletli, dünya hususunda da senden daha fakir olan ile arkadaşlık kur.”

Bilal bin S’ad el-Eş’ari şöyle derdi; “Her karşılaştığında sana Allah’ın dinini hatırlatan arkadaşın, her karşılaştığında senin avucuna bir dinar koyan arkadaştan daha hayırlıdır.”

Kari’ve muhaddis olan Talha bin Masref, Malik bin Mağul’u gördüğü zaman şöyle derdi; “Seninle karşılaşmak benim için baldan daha tatlıdır”

Süfyan bin Uyeyne şöyle söylüyor; “Ben Musavir el-Varik’in şöyle diyerek yemin ettiğini işittim; “Vallahi! Seni Allah için seviyorum dediğim bir adamı dünyalık hiçbir şeyden men etmem.”

Ebu Ca’fer Muhammed bin Ali ashabına birgün şöyle dedi; Sizden birisi arkadaşının bahçesinden istediğini alabiliyormu? Onlar hayır dediler. Ebu Ca’fer onlara şöyle cevap verdi; “O zaman hala zannettiğiniz gibi kardeş olamamışsınız.”

Hiç şüphesiz sana salihlerin hayatında kardeşliğin hakikati babında zikrettiklerim tefekkür edilmeye layık şeylerdir. Biz neredeyiz o salihler neredeler. Onlar kardeşlerinin yanına gelip şöyle derlerdi; Hadi gel bir saat iman edelim! Haydi gel biraz Allah için ağlayalım! Eğer ağlayamazsak bari ağlamış gibi yapalım da Allah bizim hâlimize acısın. Sakın bu rivayetleri okuduğumuzda aklımıza şu gelmesin; “Eskide kaldı o günler.” Hayır asla! Vallahi bizler bu zikrettiklerimi Allah yolunda cihad eden insanlar arasında bilfiil yaşadık. O topraklarda gördüğümüz zaman, kendi beldelerimizde olanın ne kadar yapmacık olduğunun farkına vardık.

İnşallah Allah için kardeş olmanın faziletinden bahseden şu hadis ile bitireceğim.

Ebu Hureyre (radıyallahu anhu) Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini rivayet ediyor; “Allah’ın kulları arasında öyle kullar var ki, onlar peygamber değildir. Ancak peygamberler ve şehitler onlara gıpta edecekler. Sahabiler şöyle söylediler; Ey Allah’ın Rasûlü! Bize onların kim olduğunu söyle de bizde onları sevelim. Allah Rasûlü şöyle cevap verdi; “Onlar hiçbir akrabalık ve kan bağı olmadan Allah’ın nuru ile birbirlerini sevenlerdir. Onlar nurdan minberler üzerinde nur içinde oturacaklar. Onlar insanlar üzüldüklerinde üzülmeyecekler, insanlar korktuklarında da korkmayacaklar. Sonra şu ayeti okudu; Hayır! Allah’ın dostlarına korku yoktur onlar üzülmeyecekler.”

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

2 Kasım, 2014 Ebu Mervan el-Halili

Etiketler: allah, vera, bera, sevmek, allah için