Küfür Sözlerini İşitenin Durumu

Küfür Sözlerini İşitenin Durumu

SORU: Selamun aleykum hocam, günümüzde bazı gençler haşa " Allah’ını" , " Allah’sız" , "dinini" gibi kelimeler kullanıyorlar. Bunların hali Allah’a küfür edenler gibi midir? Birde bunlara karşı tutumumuz nasıl olmalı? İlk başta uyaralım mı yoksa elimizden geldiği kadar bunlarla savaşalım mı? Birde mesela böyle bir amelin işlendiği bir ortamda uyarmadan karşı çıkmadan oturan kimse küfre rıza küfürdür kaidesinden dolayı küfre girer mi?
CEVAP:

Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhû. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Eğer ki, sadece “Allah’ını”, “Allah’sız”, “Dinini” gibi kelimeler kullanıp susuyorsa arkasını getirmiyorsa, iş kat’i olmaktan çıkıp ihtimale düşer. Böyleleri İslam’ın tatbik edildiği devlette sorgulanırlar ve neyi kastettiklerine bakılır. Eğer haşa Allah’a veya İslam dinine küfrediyorlarsa veya “Allah’sız” sözünden kastın Allah’ın olmadığını kastediyorsa haklarında küfür hükmü verilir. Bunların öldürülmelerinde ihtilaf vardır. Bazı âlimlere göre bunlar tevbe etseler de kabul edilmez ve öldürülürler. Bazı âlimlere göre bunlara tevbe ettirdikten sonra tazir cezası verilir. Hapse atma, sopa vurma (vs.) gibi.

Eğer “Allah’a veya dine küfretmeyi kastetmedim”, “Allah’sız” sözünden kastım “Allah yoktur” değil “Allah tanımaz” kastettim derse, o zaman onun küfrüne hükmedilmez. Ama hakim, uygun gördüğü tazir cezasıyla böylelerini cezalandırır.

Açık ibarelerle haşa Allah’a veya dinine küfreden kişi İslam dairesinden çıkar ve mürted olur. Böylelerinin boynu vurulur. Kanı muhterem değildir. Ancak hadlerin tatbiki âlimlerin icmasıyla otoritesi ve gücü olan Halife’ye veya onun yardımcısına düşer. İslam devletinde fertler had cezası veremezler. Çünkü böyle bir kapı açılırsa toplumda anarşi yayılır ve birçok aralarında düşmanlık olan insanlar birbirlerini öldürürler ve “Allah’a sövdüğü için öldürdüm!” diyerek kendisine bir çıkış kapısı oluşturur. Münafıklar, Müslümanları bu bahanelerle öldürebilirler. Bunun gibi belki konuştuğu söz muhtemeldir. Şüpheler oluştuğu zaman hadler düşer.

İslam’ın tatbik edilmediği, küfrün hakim ve Müslümanların zayıf olduğu yerlerde münker gördüğümüz zaman gücümüz nisbetinde onu engellemek ve değiştirmekle mükellefiz. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse onu diliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse onu kalbiyle buğzetsin buda imanın en zayıf halidir.” (Müslim)

Küfrü muhtemel sözler işittiğimiz zaman itiraz etmeli, kınamalı ve söyleyene nasihat edilmelidir. Hiç birini yapamayan o meclisi terk etmelidir.

Haşa Allah’a veya Rasûlü’ne veya İslam dinine küfrederse, imkan ve güç nisbetinde böyle birine müdahale edilmeli, susturulmalı, kınanmalı, nasihat edilmeli, güce göre gerekirse dövülmeli, veya hiçbirini yapamayan kişi oradan uzaklaşmalıdır. Allah’u Teâlâ şöyle buyurur:

“O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.” (Nisa, 140)

Küfrü işiten kişileri dört sınıfta toplayabiliriz:

  1. Eğer orada gönül rahatlığıyla, rıza göstererek oturursa küfre girer. Çünkü küfre rıza küfürdür.
  2. İtiraz eder, karşı çıkarsa veya o meclisi terk edip uzaklaşırsa bir sorumluluğu yoktur. Bu kişi ecir kazanır.
  3. İkrah altında olursa ve kalbi ile inkar ederse bir günahı yoktur.
  4. Eğer kalben buğzeder bununla beraber oturursa hükmüyle ilgili olarak âlimler arasında ihtilaf vardır. Bazıları küfrüne hükmederken, bir kısım ulema masiyet işlediğini ve büyük günaha girdiğini söylerler. Küfrüne hükmetmezler.

Allah-u Teâlâ en iyisini bilendir.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Başa Dön

1 Aralık, 2014 Musa Hoca