Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e Salat Getirmenin Hükmü

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e Salat Getirmenin Hükmü

SORU: Gerek hadis gerekse siyer derslerinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in adı çok geçiyor. Bunun için her seferinde salavat getirmek gerekir mi? Dinleyen ve anlatan kişi için sonuç aynı mıdır?
CEVAP:

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat ve selam getirme mevzusunda âlimler değişik görüşlere sahiptir.

Hanifi ulemasından İmam Tahâvî (rahimehullah) Maliki ulemasından Turtuşi, İbn’ul-Arabi ve Fâkihani (rahimehumullah) Şafi ulemasından Halîmî ve İsferâyinî (rahimehumullah) Hanbeli ulemasından ise İbn Batta (rahimehullah)’a göre, bir mecliste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ismi her anıldığında ona salat getirmek vacibtir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır.

1-) “Yanında benim zikrim geçtiği halde bana salat getirmeyenin burnu yere sürtsün” (Tirmizi… Şeyh Elbani bu hadisin isnadının sahih olduğunu söylemiştir.)

2-) İnsanların en cimrisi, yanında ben zikredildiğim halde bana salat getirmeyendir. (İbn Mendeh)

3-) “Ben kimin yanında zikredilirsem bana salat getirsin (Ebu Davud et-Tayalisi… İbn Kayyım (rahimehullah) bu hadisin isnadının sahih olduğunu belirtmiştir.)

4-)Ka’b bin Ucra (radiyallahu anh)’ın rivayet ettiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “…Cebrail (aleyhi’s-salatu ve’s-selam) bana bir şey arz etti ve dedi ki: ‘Ramazana yetişip te bağışlanmayan uzak olsun!” Ben dedim ki: ‘Âmin’ Minberin ikinci basamağına çıktığımda Cebrail (aleyhi’s-salatu ve’s-selam) bana dedi ki: ‘Kendisinin yanında ismin anıldığın halde sana salat getirmeyene uzaklık olsun’ Ben dedim ki: ‘Âmin…’” (Hâkim)

Bazı âlimler, bir mecliste sadece bir kere salat getirmenin vacib olduğunu daha sonra ise müstahab olduğunu ifade etmişlerdir. Bu âlimlerin delilleri ise şu hadistir: “Bir topluluk bir mecliste oturur orada Allah’ın ismini anmazlar ve nebileri üzerine de salat getirmezlerse, o meclis onlar için ancak pişmanlık olur.” (Tirmizi)

Bazı âlimler ise, bir insanın Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat getirmesinin ömründe sadece bir defa farz olduğunu söylemişlerdir. Bu âlimler delili şu ayettir: Allah ve melekleri, Nebi’ye çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab, 56) Kadi İyad (rahimehullah) bu görüşü desteklemiştir.

İbn Kesir (rahimehullah) bu görüşün tuhaf bir görüş olduğunu, çünkü birçok vakitte Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’ e salat getirmekle alakalı emirler olduğunu ve bu emirlerden kimisinin vacib kimisinin ise müstehab olduğunu ifade etmiştir.

Salih Alu’ş-Şeyh’in naklettiğine göre İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle demektedir: “Doğruya en yakın olan (görüş), Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat getirmenin dua yaparken vacib olduğudur.” (Yani Allah’a hamd ettikten sonra duaya başlamadan önce…)

İbn Kayyım (rahimehullah) “Celau’l-Efhem” adlı değerli kitabında, yanında Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ismi zikredildiğinde salat getirmenin hükmünü ile alakalı iki değişik görüş nakletmiştir. Bazı âlimlerin bunu vacib gördüğünü ifade etmiş ve bu görüşlerine dair beş delil zikretmiştir. Daha sonra bir mecliste Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)in ismi anıldığında salat getirmenin vacib olmadığını söyleyen âlimlerin delillerini incelemiş ve onların bu görüşlerinde dair on iki delil nakletmiştir. İbn Kayyım (rahimehullah) âlimlerin değişik iki görüşünü delilleriyle beraber aktardıktan sonra meseleyi şöyle bağlamıştır.

“İki fırkanın da kendisiyle münazara ettiği diğer fırkanın delilerine karşı cevapları vardır. Bu cevaplardan bazıları çok zayıf, bazılar ihtimalli, bazıları ise kuvvetlidir. İki fırkanın delillerini mülahaza edene bu açıkça ortaya çıkar. Allah (subhanehu ve teâlâ) doğruyu en iyi bilendir.”

Yukarıda âlimlerimizin konu hakkında zikrettiği ihtilaflarına girmeksizin, şunu söylemek isterim ki; bir Müslüman unutmadığı ve kendisine engel olan ciddi bir mazeret olmadığı sürece Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in mübarek ismi anıldığında salat ve selam getirmeli ve bunu kendisine şiar edinmelidir. Sahabe usul olarak şöyle bir görüşü benimsememiştir. “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)den gelen hadisler, vacib hükmündeyse yapmamız lazım, sünnet hükmündeyse yapsak ta olur yapmasak ta olur. Bu bizim gönlümüze kalmıştır. Belki böyle bir anlayış bazı meselelerde geçerli olabilir fakat hakkında alabildiğine korkutmanın ve emrin olduğu, salat’u selam meselesinde, paçaların topuklardan aşağı olmama meselesinde ve buna benzer konularda sonradan gelen âlimlerin ihtilaflarından ziyade sahabe fehimini ve ameli esas almalıyız. Allah-u Teâlâ en iyisini bilir.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Başa Dön

1 Ocak, 2015 İsmail Hoca