Medaricu's-Salikin Kitabı Hakkında

Medaricu's-Salikin Kitabı Hakkında

SORU: Selamun aleykum hocam, İbni kayyimin “Medaricu-Salikin” kitabı nasıl bir kitaptır? Tasavvuf ile alakalı olduğu söyleniyor bu konuda aydınlatırsanız, Allah razı olsun.
CEVAP:

Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhû. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

İbn Kayyım (rahimehullah) sekizinci asırda yaşamış çok büyük ansiklopedik âlimlerdendir. İmam ibn Kayyım (rahimehullah) hicri 691 (miladi 1291 Safer ayında doğmuş, Kayyım’ın oğlu künyesi babasının Dimeş’teki Cevziyye medresesinde müdür olmasından kaynaklanmıştır.

İmam İbn Kayyım (rahimehullah) birçok şeyhten ders almıştır. Fakat en çok etkilendiği, ölümüne kadar yanından ayrılmadığı ve kendisiyle beraber birçok kez zindana atıldığı üstazı İmam İbn Teymiyye (rahimehullah)’dır.

İbn Kayyım (rahimehullah)ın en meşhur talebeleri Müfessir İbn Kesir (rahimehullah), Hafız İbn Receb (rahimehullah) ve Şeyh İbn Abdulhadi (rahimehullah)dır.

İbn Receb el-Hanbeli hocasını şöyle tarif eder: “Hanbeli mezhebinde fakih oldu, fıkhını derinleştirdi, fetva makamına yükseldi, Şeyh Takyuddin’den (İmam İbn Teymiyye’den) ayrılmadı, ilmi ondan aldı, islâm ilimlerinin birçoğunda maharet sahibi oldu, çok iyi bir tefsir ilmine sahipti, tefsir ilminde onun seviyesine ulaşılamadı, usulu’d-din konusunda da çok iyi bir noktaya ulaştı, bu ilimde son sözü o söylerdi, hadis ilminde, onun manası, fıkhı ve hadisten hüküm çıkarma hususunda akranlarını geride bıraktı, fıkıh ve usul’u fıkıhta da tam yetki sahibi biriydi, arab dilinde, kelam ilminde, tasavvuf ehlinin sözleri onların işaret ve ince kelamlarının ne manaya geldiği hususunda derin birikime sahipti.” (İbn Receb (rahimehullah)dan naklettiğimi bu aktarımı motamot değil mana olarak naklettik)

İmam Burhaneddin ez-Zer’i (rahimehullah) şöyle der: “Gök kubbenin altında ondan ilmi daha geniş birisi yoktur…” İmam Şevkani (rahimehullah) onun hakkında der ki: “İbn Kayyım, sahih delillerle kendini kayıtlayan, delilin gerektiğiyle amel etmeyi çok seven, yerilmiş “re’y”e itimat etmeyen, hakkı haykıran ve bu hususta kimseye iltiması olmayan birisiydi…”

İmam Zehebi (rahimehullah) derki: “İbn Kayyım (rahimehullah) hadis, hadis metinleri ve hadis ricaline itina gösteren biriydi. Fıkıhla meşgul oldu ve çok güzel tespitlerde bulundu. Nahiv ilmiyle ilgilendi ve bu ilimde derin malumata sahipti…”

İbn Kayyım (rahimehullah) sabah namazını kıldıktan sonra güneş aydınlanana kadar olduğu yerde Allah-u Teâlâ’yı zikreder ve şöyle derdi: “Bu benim gıdamdır. Şayet bunu yapmamış olsam kuvvetten kesilirim.

Şöyle hikmetli sözler söylerdi. “Sabırlı olma ve kolaylaştırmayla dinde imamet mertebesine ulaşılır.” “Kulluk yolunda ilerleyen için kendisini sürükleyen ve yükselten bir himmet, basiret sahibi kılan ve doğruya ulaştıran bir ilim olması zaruridir.”

İbn Kayyım (rahimehullah) Allah yolunda birçok eziyete maruz kalmış, hocası İbn Teymiyye (rahimehullah) ve onun talebeleriyle birlikte hicri 726 yılında Dimeşk kalesinde zindana atılmış, daha sonra İbn Teymiyye (rahimehullah)’ın İbn Kayyım hariç bütün talebeleri serbest bırakılmıştır.

Allah yolunda bir ömür boyu ilim ve kalemiyle cihad eden İmam İbn Kayyım (rahimehullah) Receb ayının pazartesi günü 751 yılında vefat etmiştir. Çok büyük bir kalabalıkla cenazesi kaldırılmıştır. İbn Kayyım (rahimehullah) ölmeden kısa bir zaman önce hocası İmam İbn Teymiyye (rahimehullah)ı görür ve ona hangi mertebede olduğunu sorar. Hocası da ona yukarıyı göstererek bazı büyüklerin üstünde bir makama işaret eder. Daha sonra hocası ona derki: “Senin bizim katımıza yetişmene az kaldı. Fakat sen şuan İbn Huzeyme mertebesindesin.” (Allah hepsine rahmet etsin)

Muhterem kardeşim sorunuza dönecek olursak. Medaricu’s-Salikin kitabı takriben Ebu İsmail Abdullah bin Muhammed el-Ensari el-Herevi (rahimehullah)’ın kaleme aldığı “Menazilu’-Sâirin) adlı kitabın şerhidir. İmam İbn Kayyım (rahimehullah) bu kitabını “Sadece sana ibadet ederiz ve sadece senden yardım dileriz” ayetine bir şerh mahiyetinde yazmıştır. Tasavvuf ehlinin dillendirdiği kalbi amelleri, zühdü, takvayı, haşyeti ve benzeri manevi terimleri sahabe fehimini esas alarak tefsir etmiş fakat bazen tarikat ehlinin kelimelerini de kullanmaktan geri kalmamıştır. Aslında İbn Kayyım (rahimehullah) bu kitabında Kuran ve sünnete uygun tasavvuf! anlayışını selefi bir menheç ile kaleme almıştır. Yer yer Ebu İsmail Abdullah bin Muhammed el-Ensari el-Herevi (rahimehullah)’ın kaleme aldığı “Menazilu’-Sâirin) adlı kitabın içindeki yanlışlıkları düzeltmiş ve şöyle delmiştir: “Şeyhu’l-İslam (Ebu İsmail el-Herevi (rahimehullah) sevdiğimiz bir şahsiyettir. Hakikat ise bize ondan daha sevimlidir. Masum olan Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) dışında her kesin sözü alınır ve reddedilir.”

İmam İbn Kayyım (rahimehullah) bu kitabında şeriatın maksatlarını, kalbi amellerin neler olduğunu, ubudiyyetin derecelerini zikretmiş ve tasavvuf anlayışının yanlışlarını selefi bir bakışla düzeltmiştir.

Bu itibarla kitap son derece güzel hazırlanmış mana ve mefhum itibariyle Müslümanların manevi hastalıklarını tedavi edici bir fonksiyona sahiptir. Bizler şer’i şerifin güzel gördüğü amelleri Allah (celle celaluhu)’nun ve Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in isimlendirdiği gibi isimlendirmeyi uygun buluyoruz. Dolayısıyla, kalbi amelleri, maneviyatın üstünlüklerini hayırlı ilk üç asrındaki âlimlerimizin vasıflandırdığı gibi vasıflandırmanın doğru olduğuna, bunun dışındaki bir isim ve vasfı uygun bulmuyoruz. İbn Kayyım (rahimehullah) bu kitabında ilk üç asırda yaşayan imamların ihsan ve iman mertebelerine nasıl yaklaştıklarını ve onların o mertebelere nasıl isim verdiğini anlatmaktadır. Kitabı bir kere değil birden fazla okunmasını tavsiye ederim.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Başa Dön

12 Ocak, 2015 İsmail Hoca