Ebu Hanzala

Ebu Hanzala

SORU: Selamun aleykum hocam; öncelikle bu soruyu sormamda bir behis yoktur inşaAllah. Bir kardeşimiz Halis Hoca(Ebu Hanzala)’ya bidat ehli dedi sizce Halis Hoca(Ebu Hanzala) bidat ehli midir? Kendisinin derslerini takip etmemizin bir sakıncası var mıdır?
CEVAP:

Ve aleykumusselam ve rahmetullah. Hamd Allah’a mahsustur.

Hayır, muhterem kardeşim bu soruyu sormakta bir beis yoktur.

Evet! Ebu Hanzala bizim nazarımızda bidat ehlidir. Zira Müslümanlar arasında yaymaya çalıştığı görüşlerinden birçoğunun selefi yoktur. Asli ve feri birçok meselede nebevi sünneti, sahabe (radıyallahu anhum)un menhecini ve imamlarımızın mezhebini terk etmiştir. Hadis Ehli’nin bu zamana kadar koruduğu usulden ayrılmıştır ve fırka olmuştur.

Tevhid, İslam, iman gibi lafızların hakikatlerinde, muktezalarında, nakızlarında, ehlinde ve bu lafızlara terettüp eden mevzularda Hadis Ehli imamlarımızın usulüne değil kendi hevasına uymuştur.

Özellikle tekfir ahkâmında selef indinde sabit olanlara tabi olmamıştır ve sarih sünnete muhalif, mücerret istihsana dayanan kaide ve hükümler getirmiştir.

Ve bilhassa akideye taalluk eden güncel meselelerde izlediği usul Hadis Ehli imamlarımızın usulünden uzak Bidat Ehli’nin usulüdür.

Ebu Hanzala’nın Kuran, Sünnet ve selefi diline dolaması seni aldatmasın. Bu sadece diline giydirdiği bir elbisedir. Bu elbisenin altında yatan gayrisidir.

Kıble ehlinden olan bütün bidat ehli bidatlerine Kuran, Sünnet ve seleften delil getirirler. Kimisi daha çok, kimisi daha az… Lakin hepsi bu kaynaklardan zahirde delil getirir. 

İmam ibni Teymiyye (rahimehullah) iman ismini konu ederken buna şöyle dikkat çekiyor: “İbnu’l-Heysam’ın bu konuda yazısını gördüm, iman dilin sözüdür diyor. Ve ibnu’l-Bâkılâni’nin bir yazısını gördüm, o iman kalb ile tasdiktir diyor. İkisi aynı asırda yaşamış ve ikisi de Mutezile’ye ve Rafızîlere karşı reddiyeler vermiştir. Burada demek istediğim şudur: Selef Kur’an ve imana tutunuyorlardı. Ümmette tefrika ve ihtilaflar ortaya çıkınca tefrika ve ihtilaf ehli fırkalara bölündü. Tevhitte, sıfatlarda, kaderde, Rasûle imanda ve diğer mevzularda dayanakları bâtında, hakikatte Kur’an ve iman değil kendi şeyhlerinin ihdas ettikleri asıllar olmuştur. Kuran’dan bu asıllara uygun olduğunu düşündükleriyle ihticac ettiler. Kendi asıllarına ters düşenleri ise asıllarına uygun tevil ettiler.”(Mecmuu’l-Fetava 13/58)

Yani zahiren Kur’an ve hadisle delil getirmişlerdir lakin hakikatte Kur’an ve hadisi kendilerin ihdas ettikleri usule göre kabul ve reddetmişlerdir, kendi usullerine göre elfâzına mana vermişlerdir ve delaletini belirlemişlerdir.

Mesela şu zamanda mevcut değişik fırkalara baktığında her biri kendi görüşüne Kur’an ve(ya) Sünnet’ten delil getirir. Partici kendi bidatine, tarikatçı kendi bidatine, Sünnet inkârcısı kendi bidatine, Telefî kendi bidatine, Tekfircî kendi bidatine, Haricî kendi bidatine ve Rafızî kendi bidatine, her biri kendi bidatine Kur’an ve Sünnet’ten delil getiriyor. Hatta Yaşar Nuri Öztürk, Mehmet Okuyan, Mustafa İslamoğlu, Edip Yüksel, Adnan Oktar ve benzeri zındıklar dahi Kur’an ve Sünnet ile delil getirirler.

Evet! Zahirde hepsi Kur’an ve Sünnet’te tabidirler. Lakin bâtında, yani hakikatte her biri kendi asıllarına tabidir. Her biri Kuran’ı ve Sünnet’i kendilerin ihdas ettikleri asıllara göre kabul veya reddediyorlar, elfâzına mana veriyorlar ve delaletlerini belirliyorlar.

Yukarıda isimlerini saydığım zındıklar bir vadidedir ve Ebu Hanzala bir vadidedir ama onun da marazı aynıdır. Zahirde Kur’an ve Sünnet ve Selefin sözleriyle delil getiriyor lakin hakikatte bu delilleri kendi anlayışına tabi kılıyor. Binaen aleyh derslerini dinlemeni sana tavsiye etmem.

Bununla beraber Ebu Hanzala’nın bazı konularda faydalı dersleri olabilir. Sünneti bidatten temyiz edebilecek ilmi bir seviyen varsa veya böyle bir seviyede olan birisi tarafından bu dersler belirlenmişse bu derslerden faydalanmana bir mani yoktur.

Allah (celle ve âlâ) Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi vesellem)’in pak sünnetinde, sahabe-i kirâm’ın menhecinde ve Hadis Ehli imamlarımızın mezhebinde sebatı ve daimi olmayı nasip ve müyesser kılsın. Amin.

Başa Dön

23 Ocak, 2016 Tarık Ebu Abdullah