Babasının Eşiyle Evlenen Kimse Hadisi Hakkında

Babasının Eşiyle Evlenen Kimse Hadisi Hakkında

SORU: Babasının eşiyle evlenen ve daha sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in emri ile öldürülüp, malı alınan kimse hakkındaki hadisi sormak istiyorum. Sormak istediğim, bu hadis delil alınarak sadece fiil ile yani bir kimse ile evlenerek helali haram kılma konusunda delil almak sahih olur mu? -Bu olay başka bir şeye kıyas edilir mi? -Bu şahıs neden öldürüldü? Çünkü bu şahıs sadece bir haram işlemişti! Çünkü bizlerin bildiği, dinimizde sadece üç halde bir kişinin öldürüldüğüdür. Bu adamın malı neden alındı? -Bizler haramı helal kılma ya da helâli haram kılma konusunu nasıl ayırt edeceğiz? -Haram işleyen (büyük günah işleyen kimse) öldürülür mü? Sizden bu hadisi detaylı bir şekilde açıklamanızı rica ediyorum.
CEVAP:

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Değerli kardeşim! Aşağıdaki sunacağım sormuş olduğun soruların cevap ve hadisin nassıdır.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde kaybolan devemi arıyordum. Ben devemi dolaşıp ararken tam o sırada bir grup binekli savaşçılarla karşılaştım. Bunlar bir yere girdiler ve oradan bir adam çıkardılar. Adama hiçbir şey sormadılar ve de hiçbir şey konuşmadılar adamın boynunu vurdular. Adamlar oradan ayrıldıklarında boynu vurulan adamın kim olduğunu sordum. Babasının karısı ile evlenen bir adam olduğunu söylediler.

Bir diğer rivayette; başını vurdular, suçunun ne olduğunu sordum. Babasının hanımı ile evlendiğini söylediler. Bu arada daha önce inmiş olan Nisa suresinin şu ayetlerini okuyordu. “…babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin…” (Nisa, 22)

Bir diğer rivayette; Dayım Ebu Bürde bin Niyran’a rastladım yanında bir sancak vardı, nereye gidiyorsun diye sordum. O da şöyle dedi: “ Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni babasının karısını nikâhlayan bir adama, kellesini götürmem için göndererek” dedi.

Başka bir rivayette; “boynunu vurmaya ve malını almaya gidiyorum…”

Bir diğer rivayette; “boynunu vurdu ve adamın malı beş parçaya taksim edildi.”

Bu hadisi Ebu Davut, Tirmizi, Nesai, İmam Ahmed, Hâkim ve başkaları rivayet etmiştir.

Zehebi telhis adlı eserinde; isnadı sahihtir demiştir.

Hafız; İsabe adlı eserde 1/147 İbni Hasyeme Yahya dan o da Meinden  şöyle dediğini nakleder; bu hadis sahihtir. İbni İdris bir kavme isnad etmiş ve diğerlerinde mürsel olarak rivayet etmiştir.

Soru 1- Bu hadis delil alınarak sadece fiil ile yani bir kimse ile evlenerek helali haram kılma konusunda delil almak sahih olur mu? Bu hadis, cühud (inkâr ve kabul etmeme) ve istihlalin (helal görme/helal kabul etme) sadece itikatta ve dilin sözünde olmayacağına ve amelleri de içine aldığına bir delildir.

Bu ise, Allahın haram kılmış olduğu bir şeyi helal görme konusunda bir karine (delil) olması ya da hakkında vahi inmiş olan bir konuyu (inkâr) etme şartına bağlıdır. Bir kimse haram gördüğünden dolayı değil de herhangi başka bir sebeple helal bir şeyden uzak durabilir aynı şekilde bir kişi bir haram işler ve bu işi helal gördüğünden olmayabilir.

Bu kıssadan alınacak olan karine(deli) bu adamın tasarrufunun riddet ettiğine delalet etmesidir. Çünkü bu adam kişinin babasının eşiyle evlenmesinin haram olduğunu bilmektedir. Buna rağmen bu adam istikbar (kibirlenerek/büyüklenerek) ve inat olarak Allah’ın uyarlarını dikkate almamış ve önemsemeyerek babasının eşiyle nikâhlanmıştır. Bu adam istihlal (helal görme/helal kabul etme) olmamış olsaydı şayet sadece haram işleyecek olsaydı sadece bu kadınla zina etmekle yetinirdi. Adamın zina etmekle yetinmeyip evlenmesiyle bu adamın (haramı)helal gördüğünü anlamış olduk. Çünkü nikâh sadece helal olan şeyler de olur.

Soru 2- Bu olay başka bir şeye kıyas edilir mi?

Bu hüküm sadece bu olaya has değildir. İçinde kat-i naslardan elde edilen açık bir karine (delil) var ise bu kişinin yapmış olduğu amelde, istihlal (helal görme/helal kabul etme) var ise bütün ameller küfür amelidir.

Soru 3- Bu şahıs neden öldürüldü? Çünkü bu şahıs sadece bir haram işlemişti! Çünkü bizlerin bildiği, dinimizde sadece üç halde bir kişinin öldürüldüğüdür.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu adamın yapmış olduğu riddet ettiğine delalet etmekte olduğundan dolayı öldürülmüştür.

Soru 4-Bu adamın malı neden alındı?

Çünkü bu adam irtidat etmiştir ve malı Müslümanlara fey’ olmuştur.  Bazı ilim ehli âlimlerde böyle bir kimsenin malının Müslümanların miras olarak dağıtılacağı yönündedir.

Nevevi şöyle demiştir. İmam Malik, Şafii, Rebia, İbni Ebi Leyla ve başkaları Müslüman kimse mürtedden miras almaz demişlerdir. Bu kimsenin malı fey olarak Müslümanlara kalmıştır. Ebu Hanife, Küfiler, Evzai ve İshak Müslümanlar bu kişinin malını miras olarak alırlar demişlerdir. Bu görüş ayrıca Hz. Ali, İbn-i Mesud ve bir grup selef âlimi tarafından da rivayet edilmiştir. Fakat Ebu Hanife ve Severi demiştir ki; bu kişinin Müslümanken kazanmış olduğu Müslümanlarındır derken diğer âlimlerde mallarının hepsi Müslüman mirasçılarınındır demişlerdir. (Müslim Nevevi şerhi 11/52)

Bu hadis birinci görüş sahipleri için bir delildir.

Soru 5- Bizler haramı helal kılma ya da helâli haram kılma konusunu nasıl ayırt edeceğiz?

Helali haram kılma/görme, tamamen haramı helal görme istihlal(helal görme/helal kabul etme) gibidir. Çünkü bunların her biri Allah’ın mübah ve haram kıldığını inkâr etme manasındadır dolayısıyla ikisinin arasında hiçbir yoktur.

“De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.” (Araf, 32) “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 116)

Soru 6- Haram işleyen (büyük günah işleyen kimse) öldürülür mü?

İslam şeriatında asıl olan haram işleyen (büyük günah işleyen )kimseye tazir cezası verilir, öldürme cezası verilmez. Çünkü Buhari'nin Ebi Bürde El Ensari'den nakletmiş olduğu hadisi şerifin efhumundan bu anlaşılır. Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dediğini işittim; "Allah'ın hadlerinden bir had olmadıkça on darbeden fazla ceza yoktur” (Buhari, 6343)

Fakat bir kısım delillerde vardır ki, haram işleyen (büyük günah )kimse şayet ölüm uslandırıyor ve caydırıyorsa bu kimse öldürülür. Bu Maliki mezhebinin görüşüdür.

İbn-i Kayyim (rahimehullah) tazir konusunda şunları söylemektedir; tazirin en azı konusunda bir sınır yoktur. Tazirin en çok ne kadar olacağı hususundaki ihtilaf ise daha önce tartışılmıştı. Dolayısıyla bir mefsedet ancak öldürmekle def edilebiliyorsa, o kişinin öldürülmesi caizdir. Mesela; Müslümanların birliğini bozan, kuran ve sünnetten başka bir şeye çağıran kimseler.

Sahih bir hadisi şerif’te şöyle buyrulmaktadır; şayet iki halifeye bey’at edilmişse o ikisinin sonuncusunu öldürünüz.

"İşleriniz (yönetiminiz) bir adam üzerinde birleşmiş iken kim gelir de birliğinizi dağıtmak, topluluğunuzu parçalamak isterse onun kafasını kılıçla vurunuz." (Müslim, 3443)

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir seferinde kendi hakkında kasten yalan söyleyen bir kimsenin öldürülmesini emretmiştir.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni evlatlarınız ve mallarınız konusunda hüküm verme konusunda gönderdi. İbn-i Ed Deylemi şöyle demiştir; içki içmekten vazgeçmeyen kimse soruldu. Kim ceza verilmesine rağmen içki içmekten vazgeçmezse öldürülür.

Bir diğer nakilde; üçüncü ya da dördüncü cezayı aldıktan sonra halen içki içen kimsenin öldürülmesini emretmiştir. (Et Turuk El Hukmiyye 1/359)

Allah en doğrusunu bilendir.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Başa Dön

24 Haziran, 2014 Ebu-l Münzir Eş-Şankıti