Yemin ile Alakalı

Yemin ile Alakalı

SORU: Arapça olmayan, kendi lügatimle, manası “Allah” olan bir kelime ile yemin etmem caiz midir?
CEVAP:

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

“Allah” lafzı Arapçadan başka bir lügate tercüme edilemez. Fakat “Rabb” ya da “İlah” veya benzeri lafızlar bir başka lügate tercüme edilebilir. Bu meselenin mümkün olma ya da olmama yönüyledir. Bunun hükmü ise; Arapçanın dışında başka bir lügat ile yemin etmek mekruhtur.

İmam Malik (rahimehullah) şöyle demiştir; yabancı bir lügat haram değildir ama yabancı bir lügatle dua edilmez, yemin edilmez. (Bkz; İktida’ 175-176)

İmam Şafii (rahimehullah) ise şöyle demiştir; Arapça bilen bir kimsenin konuşurken başka bir dilin isimlerini kullanmasını veya kendi diline yabancı kelimeler karıştırmasını mekruh görür. (Bkz; İktida’ 175-176)

İbni Teymiyye (rahimehullah) İmam Ahmed’in şöyle dediğini nakleder; Kişinin Arapça’nın dışında başka bir lügate alışması mekruhtur. Çünkü Arapça İslam’ın ve İslam ehlinin şiarıdır. Bir lügat ise ümmetleri diğer ümmetlerden ayıran en büyük şiardır. Bunun içindir ki, birçok fukaha namaz ve zikirlerde yapılan dualarda Arapçadan başka bir lügatin kullanılmasını mekruh görmüştür.

Ayrıca namazdaki zikirler Arapça’dan başka bir dille söylenebilir mi, yoksa söylenemez mi meselesi de âlimler arasında tartışmalıdır. Namazdaki zikirler bu bakımdan üç sınıfa ayrılırlar:

1) Birinci kategoriyi namazda okunan Kur'an ayetleri meydana getirir.

2) İkinci sırada Kur'an ayetleri dışında kalan vacip zikirler gelir. Âlimlerin görüş birliği ile giriş tekbiri ile çıkış selamları ve vacip sayanlara göre teşehhüd sırasındaki zikir cümleleri gibi.

3) Üçüncü sırada vacip olmayan dua, tesbih ve zikirler yer alır. Şimdi bu zikir kategorilerini, Arapçadan başka bir dille okunup okunamayacakları açısından ele alalım.

1) Her şeyden önce Kur'an ayetleri namazda Arapçada başka bir dille okunamaz. Fıkıh âlimlerinin cumhuruna göre namaz kılanın Arapça anlayıp anlamaması bu bakımdan birdir, fark etmez. Bu hüküm şüphe götürmez bir gerçektir. Hatta bazı âlimlere göre Kur'an'ın bir suresi veya bir sure kadar kısmı başka bir dile tercüme edilmez. Fakat Ebu Hanife ve arkadaşlarının iyi Arapça bilenlerin Kur'an-ı Kerim'i başka bir dile çevirip çeviremeyecekleri konusunda farklı görüşleri vardır.

2) Vacip zikirlere gelince Kur'an-ı Kerim'in Arapça bilmeyen ve öğrenmeye de gücü yetmeyenler için tercüme edilmesinin yasak olup almadığı hususunda farklı görüşler vardır. Bu konuda Ahmed-i Hanbelî ile arkadaşları iki değişik görüş naklediliyor. Bu görüşlerin onun diğer sözleri ile daha uyumlu olanı, bu tercümenin yapılamayacağı şeklinde olanıdır ki, bu aynı zamanda Malik'in ve İshak'ın görüşüdür.

İmam-ı Ahmed'e dayandırılan ikinci görüş bu tercümenin yapılabileceği şeklindedir ki, bu da aynı zamanda Ebu Yusuf, Muhammed ve Şafii tarafından paylaşılan görüştür.

3) Namazdaki diğer zikirlere gelince yukarıdaki tarafların her ikisine göre de bunlar namazda başka bir dile çevrilerek söylenemezler. Malik, İshak ve Şafii’nin bir kısım arkadaşlarına göre böyle bir şey yapan kimsenin namazı bozulur demişlerdir. Fakat Şafii'nin kendisine göre bu zikirleri Arapçadan başka bir dille söylemek mekruhtur, fakat bu yüzden namaz bozulmaz. Bizim bazı arkadaşlarımız da Arapça konuşamayan bir kimsenin namaz kılarken bu zikirleri başka bir dille söyleyebileceğini ileri sürmüşlerdir. Namaz, Kur'an okumak, zikir, Telbiye, hayvan keserken besmele çekme gibi ibadetleri ile evlenme, boşanma ve lian (lanetleşme) gibi sözleşmelerde Arapçadan başka bir dil kullanmanın hükmü fıkıh kitaplarında ayrıntılı biçimde belirtilmiştir. (Bkz; İktida’ 175-176)

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Başa Dön

24 Haziran, 2014 Ebu Hummam Bekir bin Abdülaziz El-Eseri

  • CUM'A HUTBESİ:
    Her Cum'a
    Saat: 13:15
    Yer: Nakil Kürsüsü
    » Devamı